Yazılar

Youtube Bağımlılığı

Merhaba Dostlar,

Geçen hafta Youtube’da 40+ saat geçirmişim. Günde 6 saatimi Youtube’a adeta feda etmişim. Dile kolay günde 6 saat. YouTube izleme geçmişime bakarsanız o kadar faydalı şeyler izlemişim ki. Her tarafım bir konunun uzmanıyla dolmuş. Her konudan fikir edinebileceğim insanlar var. Tek tıkla olmasa da birkaç küçük tıkla felsefe, psikoloji, eğitimde çağdaş fikirler, yeni teknoloji fikirleri, orta çağın temel yaşam yapıları, etnik müzikler, tiyatro oyunları, tavsiye ve öneri videoları gibi videolara ulaşabiliyorum. Her şeye başlamadan önce hayat amacımı söylemeliyim ki bu konu hakkında neden yazı yazdığım daha iyi anlaşılsın. Ben yaşadığımız bu gezegenden göçmeden önce kitleleri etkileyen birisi olmak istiyorum. Peki Youtube bu amacımı gerçekleştirmek için uygun bir platform mu? İsterseniz birkaç başlıkta bu konuyu inceleyelim.

Sosyal medya, kullanıcılar tarafından oluşturulan bilginin basit, anlık ve çift taraflı olarak paylaşılmasını ve ulaşılmasını sağlayan yeni bir medya biçimidir.

-Mediaclick

1.Youtube Sosyal Medya Örneği Midir?

6 ay önce telefonumda sosyal medya kutusunu açtığımda 10 farklı uygulama gördüm. Bunlar; Reddit, Twitter, Snapchat, Whatsapp, Facebook, Quora, Ekşi Sözlük, Instagram, Pinterest ve Telegram adlı uygulamalardı. Anlık bir şok ve ardından gelen hızlı bir kararla 6 tanesini sildim. Ancak ilginç olan bu değildi bence. Asıl ilginç olan en çok zaman geçirdiğim Youtube’u sosyal medya olarak görmememdi. Oysa yukarıda sosyal medya tanımına bakarsak; kullancılar tarafından oluşturulan bilginin basit anlık ve çift taraflı paylaşımını sağlayan bir yeni medya biçimidir Youtube. Peki çağımızın televizyonu denen bu sosyal medya biçimi neden tarafımdan bu şekilde görülmüyor? İsterseniz bu düşünme tarzını Youtube’u parçalara bölerek irdeleyelim.

2. Video Türleri

a.Tavsiye ve Öneri Videoları

29 Kayıtlı Çalma Listesi, 475 Daha sonra izle videosu, 961 Beğendiğim video ve binlerce saat izleme tecrübeme dayanarak söyleyebilirim ki herhangi bir konuda, tanımadığınız bir insanın bile bir tavsiye veya soru-cevap videosuna denk geldiğinizde onu izlememek diğer videoları izlememekten daha zor gelir. Bana göre bu, kendi hayatımızı sürekli “yaşanamıyormuş” gibi kabul etme ve başkalarının hayatını “merak” tan geliyor. Aslında magazin izlemek gibi bir durum bu. Falanca kimmiş? Nasıl yaşıyormuş? Hayatından kesitler sunduğunda neler öneriyormuş? gibi sorular bizi hep o tür videolara çekiyor. Evden çekilen videoların izlenme nedeni de bu. İnsanların yaşayışını bir şekilde merak ediyor, onları ev hayatlarını da merak etme yoluyla tanımak istiyoruz. Tabiki insanız ve çağa göre ihtiyaçlar hiyerarşimizin üst basamakları değişebilir bunu kabul etmek gerekiyor. Ancak bu noktada unutulan çok önemli bir durum var. Her şeyi herkesten öğrenme aymazlığı diyorum ben buna. Bir insanın binlerce mentoru olamaz. 1 Konuda 10 kişiyi dinleyip sürekli tamam artık hayatımı böyle yaşayacağım diyemezsiniz. Ya da derseniz bu yazının yazarı gibi her taraftan rüzgar alan bir mum ateşi olursunuz. Evet insanları dinlemek önemli, pirlerden tavsiye edinmek kıymetli, ancak tavsiye kadar istişare de önemli. Sürekli pasif bir dinleme yöntemiyle hayata yol verilmeyeceğine inanıyorum. Bu noktada sürekli, izlemek ve dinlemekten dolayı unuttuğumuz 2 şey oluyor çünkü; İstişare ve üretmek.

2.b.Oyun Videoları

Youtube sayfamı açarsanız binlerce faydalı içerik görürsünüz dedikten sonra oyun videolarını başlık olarak sunmak ironik gözükmüş olabilir. Ama ben size katılmıyorum. Bu işin sektörel boyutunun farkındayım ve 5 yıllık bilançoya baktığımda dev bir sektör görüyorum. Ben yine de buraya bir video bırakayım çünkü Can sungur bunu sosyolojik ve psikolojik açıdan çok güzel ele alıyor. Şans verip bir dinleyin isterseniz.

Oyun takip etmek özellikle lise çağı çocukları için, bir bilim dalı takip etmek, sektör incelemesi yapmak gibi bir durum artık. Bu sektör de kendi magazin figürlerini oluşturdu. İyisiyle kötüsüyle bir camiası, camianın dışladığı figürleri, destek bulan azınlığı bile var. Bunu bir ülkeye benzetirsek karşımızda kurulmuş ve “Bilim dalı ülkeleri” ile dış ilişkilere bile girmiş bir ülke var artık.

Twitch başta olmak üzere, Google ve Facebook gibi şirketler de artık platform kapışmasında birer yarışmacılar, üstelik iddialılar da. Bu nedenle Youtube’ da tek bir oyun videosu izleseniz bile ana sayfanızda birkaç oyun videosunun belirdiğini görebilirsiniz. Eğer öyle videolara da denk geldiyseniz ben size sonraki aşamayı da söyleyeyim: “Jahrein ………’yı izliyor.”, “El Raen ……….. konusunda yorum yapıyor” böyle videolarla normalde Youtube’da 8 dakikada izleyeceğiniz bir videoyu 28 dakikaya çıkarabilirsiniz. Çünkü video sürekli duraksayacak, o işten para kazanan gamer, kafa dağınıklığı nedeniyle o videoyu izlerken bir anda başka bir web sitesine göz atacak, video hakkında yorum yapacak falan filan.

Burda önemli gördüğüm 3 noktaya değinmek istiyorum. Birincisi, yaptığı işle eğlence sektörünü kalkındıran ve bunun sonucunda eğlenirken para kazanan bir Gamer’ı veya Youtuber’ı izlerken anlık eğlenmek dışında, sadece hayalleri olduğunu söyleyen pasif bir seyirciye dönüştüğümüz.

İkincisi sürekli başkasının üretimini izleyerek üretim yapmayı unutup, oyun bile oynamayıp başkasının oyununu seyredişimiz.

Üçüncüsü kendi bölümüm de olan eğitimin oyun oynayan çocukları, sorunlu görüp derse çekmeye çalışıp bunu bile başaramaması. Üstelik oyunlar neden çocukları eğitimden daha fazla eğlendiriyor? sorusunu sormaması. Yani kısacası modern görüşü 6-9 Karikatürü ile sınırlı olan bir eğitim camiası.

Bunu kısaca açmam gerekirse Eğitim Fakültesinde ekseriyetle gördüğüm 6-9 karikatürünü sürekli inceleyip her inceleme sonucunda demek ki insanlar farklı fikirlere sahip olabilirmiş sonucuna ulaşmaktan bahsediyorum. Yanlış anlaşılmasın ben bu karikatüre karşı değilim. Bu karikatürü inceleyip 10 kez aynı sonuca ulaşıp buna da Yapılandırmacı Eğitim denilmesine karşıyım. Olayın bağlam dışında incelenmesine karşıyım.

2.c.Herhangi Bir Dili öğrenme Videoları

Şimdi size ayaklarınızı kurtaramayacağınız bir bataklıktan, su varmış sandığınız ama susuz bir kuyudan bahsedeyim. İngilizce Öğrenme Süreci videoları, İngilizce nasıl öğrenilir videoları…

Bu dil fark ettiyseniz benim için İngilizce. Bu dile takığım. Ama takılı olmanın ne olduğunun yıllardır farkında değilim. Dün gece şöyle bir kavram öğrendim; “News Animal”. Bu kavram sürekli haber peşinde koşan, sürekli alanında üretim yapan anlamına geliyormuş.

Cüneyt Özdemir kendini bu şekilde ifade ediyor. Ben de geçen yıl karşılaşsak Language Animal derdim kendime. Çünkü bu konuya takık olduğumu sanıp sürekli “Bir haftada İtalyanca” gibi dile temel atma videolarını ve “İngilizce Nasıl Öğrenilir” gibi taktik paylaşım videolarını yaladım yuttum. 300 üzerinde taktik videosu 100 üzerinde dile temel atma videosu izlemişimdir. İngilizceyi sular seller gibi bilen bir kişiden çok daha fazla taktik bildiğime de eminim. Ama sonuç şu: B seviyesi İngilizce.

Bu sonucu görünce şöyle düşündüm. Ben dil öğrenmeye değil böyle videolar izlemeye takığım.

Hani ülkelerin ve doğal olarak da toplumların bir üretim kimliği vardır ya. Hatta ülkemiz de bu konuda çok eleştirilir. Üretim yapmıyoruz sürekli tüketiyoruz denir. Bunun kendimde doğal yansımasını adeta gördüm. Üretim yapmayı unutmuşum. İstişareden çok seyirci kalmayı yeğlemişim.

Üstelik kitapların bile okunduğu esnada başka iş yapılamıyor diye eleştirildiği bu çağda gözlerini ayıramadığın bu faydalı şeylerin bağımlısı olmuşum. Oysa bir podcast dinlenerek gündelik işe devam edilebilirdi. Gözlerini ekrana dayamanın, belirlediğiniz birer alan mentoruna kulak vermek dışında faydası yoktu. O kırmızı nokta sona doğru ilerlerken hayatı unutmamak gerek.

-Denedim.

Yorum Yap